Gündem

Kadına ve Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet Karşısında Acil Yasal Düzenleme Şart!

Yeni Sendika Hemşirelik Komisyonu Başkanı Suna Varol Cörüt, sağlık çalışanlarını koruyacak kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısında bulunarak, “Gerek sağlık kurumlarında gerek toplumda yaşanan şiddet olaylarına karşı kayıtsız kalamayız!” dedi.

Cörüt, sağlık çalışanlarının, özellikle de kadın sağlık çalışanlarının her geçen gün daha sık şiddet, taciz, mobbing ve çete yapılanmalarına maruz kaldığını belirterek, “Ülkemizde sağlık hizmetleri, ağırlıklı olarak kadın çalışanlarımızın omuzunda, gece gündüz demeden özveriyle yürüttüğü bir görevdir. Ancak toplum önünde saygıyı hak eden bu emekçiler, ne yazık ki her gün can güvenliklerini tehdit eden olaylarla baş başa bırakılıyor. İstanbul’da bir hasta yakınının kadın hekime saldırması, hepimizin gözleri önünde gerçekleşmiş acı bir olay olarak hafızalarda yer etti. Toplum yapımızı derinden sarsan bu olaylara etkili ve caydırıcı yaptırımlar getirilmediği sürece, bu ülkenin eğitimli insan gücü maalesef geri dönülemez bir biçimde kaybolmaya devam edecek,” dedi.

“Toplumsal Çürümenin Önüne Geçmek Zorundayız!”

Sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı bu şiddet olaylarının toplumsal çürümenin en net göstergelerinden biri olduğuna dikkat çeken Suna Varol Cörüt, “Bu olaylar, sosyal ve üniter devlet yapımıza zarar veriyor. Çeteler, mafyalar ve toplumun huzurunu tehdit eden her türlü unsur artık sıradanlaşmış durumda. Çalışanlar, bireysel güvenliklerini koruyabilmek adına etik davranışları terk etme noktasına geldi.

Bu da nitelikli hizmet kalitesini düşüren, toplum sağlığını riske atan bir tablo ortaya çıkarıyor. Eğitimli, donanımı yüksek nitelikli iş gücüne etki eden çalışan sayısında Avrupa’ya olan kaçış artarak devam ediyor. Politika yapıcıların ve bürokratların şiddet ve kadına yönelik şiddet konularında somut adımlar atması artık ertelenemez bir ihtiyaçtır,” diyerek acil önlem alınması gerektiği yönünde çağrıda bulundu.

Atatürk’ün Kadın Hakları Mücadelesinden İlham Almalıyız!

Cörüt, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın haklarına verdiği önemi hatırlatarak, “Atatürk, ‘Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın’ diyerek, Türk kadınının hak ettiği saygınlığı vurgulamıştır. Türkiye, bu vizyonla kadınlarına yasal haklar tanıyan ilk ülkelerden biri olmuştur.

Ancak bugün geldiğimiz noktada, kadının toplumsal saygınlığı ve güvenliği sağlanamıyorsa, bu mirasa ihanet ediliyor demektir. Atatürk’ün kadın hakları mücadelesini örnek alarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için modern yasal düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz,” dedi.

“Şiddet Olayları Karşısında Net ve Caydırıcı Cezalar Gerekli”

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin hızla arttığını belirten Suna Varol Cörüt, “Bu olayların cezasız kalması, toplumda şiddetin normalleşmesine yol açıyor. Bu toplumda, doğruyu yanlışı ayırt edemeyen bir nesil yetişmesini istemiyorsak, şiddet olaylarının sonuçlarını, verilen cezaları açıkça göstermeliyiz. Şiddet uygulayan kişilere sağlık hizmetlerinin ücretli sunulması gibi caydırıcı tedbirler düşünülmeli.

Avrupa’daki gibi, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulayanlara ağır cezalar getirilmelidir. Türkiye, sağlık çalışanlarına yönelik Avrupa standartlarını uygulamaktan geri durmamalıdır,” diyerek politika yapıcılara çağrıda bulundu.

“Toplumsal Vicdana Sesleniş”

Suna Varol Cörüt, son olarak tüm kamuoyuna ve yetkililere seslenerek şunları ekledi: “Politika yapıcıların, bürokratların ekiplerinde bulunan sosyal çalışmacılar, davranış bilimciler ve psikologlar, özellikle şiddet ve kadına yönelik olayların önlenmesine yönelik çalışmalara öncelik vermeli, akademik verilerle neden-sonuç ilişkisini ortaya koymalı ve çözüm önerilerini sunarak bu olayların önüne geçecek tedbirlerin alınmasına öncülük etmelidir. Toplumu bu konuda bilinçlendirecek adımları atmaktan geri durmamalı, konuyu gerekli hamleler gerçekleşinceye kadar sıcak gündemde tutmaları gerekmektedir.

Bu olayların üstesinden gelecek kudret, Anadolu insanının ahlaki değerlerine bağlılığında ve özünde mevcuttur. Uyanmalı; toplum yapımızı bozan, ülkemize ve milletimize zarar veren her türlü unsura karşı uyanıkça tedbirler almalıyız. Devletimizin sağladığı imkanlarla, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden makamlarımızın emanet edildiği kamu yöneticilerimizi, kitlelere yönelik faaliyet gösteren STK’ların başkanlarını ve yönetim kadrolarını, ülkemizin menfaatlerini önceleyen çözüm üreten çalışmalar yapmaya davet ediyorum.” Sözleriyle ve güçlü çözüm öneriyle dikkat çekti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu