Gündem

Yeni Sendikadan Aile Hekimliği Yönetmeliği Değerlendirme Raporu Yayımlandı

Son günlerde Aile Hekimliğini ilgilendiren önemli gelişmeler yaşandı. Bu yaşanan gelişmeler sonucunda Yeni Sendikadan Aile Hekimliği Yönetmeliği Değerlendirme Raporu Yayımlandı.  Yeni Sendika Genel Merkezinden Yapılan Açıklamalar ise şu şekilde oldu.

” Sağlığı hizmeti ve aile hekimliği sistemi ile her ikisinin birleşiminde gerçekleşen kamu hizmeti niteliğindeki sağlık uygulamaları ve dayanağı mevzuat; sağlık emekçilerinin ve her vatandaşımızın doğrudan etkilendiği bir fiili ve hukuki zemin konumundadır. Çok yakın geçmiş kapsamında ele alınacak bir zaman dilimi içerisinde aile sağlığı, aile hekimliği sistemi, aile hekimleri ve onlarla birlikte sağlık hizmeti sunumunu gerçekleştiren sağlık emekçilerini merkeze alan önemli düzenleme ve uygulama değişiklikleri gerçekleştirildi.

Yeni Sendika olarak, sağlık emekçilerini etkileyen her gelişmeyi ilgi, etki ve sendikal mücadele sahası olarak görmekteyiz. Bu nedenle, aile sağlığı, aile hekimliği, aile hekimleri ve aile sağlığı hizmetinin olmazsa olmazı sağlık emekçileriyle değişikliğe uğrayan düzenlemeleri ve uygulamaları; gerçekleştirdikleri değişiklikler, ürettikleri olumlu ve olumsuz yansımaları, var ya da yok ettikleri doğru ya da yanlışları üzerinden irdelemeyi ve sorgulamayı, eksik-yanlış taraflarına tepki ve teklif sunmayı, doğru ve makul taraflarını takdir etmeyi ve desteklemeyi hem sendikal sorumluluk hem de sivil toplum vasfımız kaynaklı zorunluluk kapsamında ele alıyoruz.

Bu çerçevede, 30 Ekim 2024 tarihli ve 32707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hakkında; “ne amaçlandı”, “niye ihtiyaç duyuldu”, “neler değişti”, “nasıl gerçekleştirildi” ve “uygulamada karşımıza nasıl bir tablo çıkacak” sorularını önceleyen bir çerçeveyle sorgulayıcı (eleştiren-öneren) yaklaşımla bazı değerlendirmeleri teşkilatımızın üyelerimizin, sağlık emekçilerinin politika belirleyici ve uygulayıcıların yararlanmasına sunmak amacıyla aşağıdaki hususları ifade ediyoruz.

Bilindiği gibi, söz konusu Yönetmeliğin yayımından kısa süre önce “aile hekimlerinin entegre hastanelerde nöbet tutma yükümlülüğü” ve “Devlet Hizmet Yükümlülüğü kapsamında aile hekimlerine yönelik yanlı ve yanlış uygulama hükümleri içeren ilan” kapsamında, sağlık emekçilerinin mağduriyeti temalı haklı ve yoğun gündem ortaya çıkmıştır. Henüz o gündem makul ve makbul bir çerçeveye oturmadan, Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği Değişikliği” kapsamında bilinen, beklenen ve belki de istenen bir tepkinin varlığı söz konusudur.
Bir başka anlatımla, nöbet dayatması, ilan baskısı ve duyarsızlığı gibi konular nedeniyle gerilen aile hekimliği kulvarı; Yönetmelik değişikliğinin aile hekimliği sisteminde görevli sağlık emekçilerinin iş yükünü artıran ve gelirlerini rahatsız edici düzeyde düşüren hükümleri nedeniyle daha da gergin hale gelmiştir.
Yönetmelik değişikliğinin yayımlanması ve öncesindeki gündem, aile sağlığı hizmetlerinden, aile hekimliğinden ve aile hekimlerinden vazgeçildiği algısını kuvvetlendiren bir bakışın oluşmasının temel gerekçelerini oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, aile hekimleri ile sağlık emekçilerinin tepkilerinin duyulur, görünür ve bilinir hale gelmesi sonrasında Sağlık Bakanlığı üst düzey yetkililerinin farklı tarih ve ortamdaki yaptığı açıklamalar, tepkinin azalmasına, Yönetmeliğin desteklenmesine, aile hekimlerinin ve aile sağlığı hizmetlerindeki sağlık emekçilerinin rahatlamasına neden olmamıştır.

Yönetmelik değişikliği bir bütün olarak incelendiğinde zorunlu olarak söylenmesi gereken ilk cümle: “işi yükseltilen ücreti/geliri düşürülen sağlık emekçileri üretecek bir düzenleme” olmak durumundadır. Gerçekten de yönetmeliğin değiştirilen hükümleri ve değişikliği içeren cümleleri ele alındığında; Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimlerini ve sağlık hizmeti sunumunu birlikte gerçekleştirdikleri sağlık emekçilerini “sorumlulukları az, gelirleri fazla” ve “az iş yapan, çok maaş alan” kamu görevlileri kapsamında gördüğü ve Yönetmeliği de bu bakışa göre tanzim ve tahkim ettiği anlaşılmaktadır.

Aile hekimliği birimi başına düşen nüfus sayısının, istihdam edilecek aile hekimi sayısını artırmak değil istihdam edilmiş aile hekimlerinin gelirlerini düşürmek için gerçekleştirilmesi hayret vericidir. Hekim başına hasta sayısını azaltmak veya vatandaş başına düşen hekim sayısını artırmak hedefi yerine, hekim için ayrılan kaynağı küçültmek, hekim ve sağlık emekçisi gelirini azaltmak niyetiyle düzenleme yapmak Türkiye Yüzyılı iddiasıyla bağdaşır değildir.
Vatandaşların aile hekimliğine başvurmamasını önleyici ve koruyucu sağlık hizmeti başarısı olarak görüp ödüllendirmek yerine, hizmet sunumu dışı birey nitelemesiyle aile sağlığı emekçilerinin ücretine, maaşına ve gelirine el atmak, kamu yönetimi değil sorun üretimi olarak ele alınmalıdır.
Sağlığın bütçe verilerine, bütçe disiplinine, bütçe imkanlarına veya tasarruf çabalarına konu edilmesi; sosyal devletten, hukuk devletinden ve nihayet insan onurunu ve haklarını önceleyen anlayıştan vazgeçme çabasıdır.
Daha az ilaç kullanılması için gereken sağlık okur yazarlığı hizmet içi eğitim görevlisi konumunun aile hekimlerine ve aile sağlığı emekçilerine tevdi edilmesi, karşılık ödenmeksizin iş yaptırmak yani angarya iken üstüne bir de tedavi ettiği, tedaviyi gerektiren ilacı, tıbbi cihazı önerdiği için gelir kaybı tehdidi üretmek “nobran kamu yönetimi” hatasıdır.

Aile hekimleri ile birlikte çalıştığı sağlık emekçilerinin gözetim, takip ve veri üretme bağlamında gebelere, lohusalara, kronik hastalara ve yeni doğanlara yönelik hizmet sunumunda münhasır ve yüksek ilgi gösterme yükümlülüğünün ortaya konulması; aile hekimleri ile aile hekimliği personelinin “moral subayı” konumuna sokulmasından farksızdır. Ve büyük hatadır.

Sevk zinciri uygulamasını kaldıran Bakanlığın şimdilerde üst sağlık kuruluşlarına başvurma sayısını ve bu yolla randevu sistemine yönelik tepkileri azaltma arayışı sonucunda bulduğu yöntem; “ilişkili olduğu nüfustan hastalar sana gelmeden üst basamağa giderlerse maliyetini sana karşılatırım ve bu amaçla maaşından kesinti/gelirinden eksiltme yaparım” şeklinde finansal katkı ve siyasal tepki üretecek bir garabetten ibarettir.
Hekim-hasta ilişkilerini, hekim tercih ve kararlarını, hasta tercih ve kararlarını, bütçe disiplini ve tasarruf yaklaşımlarını, demografik değişimleri ve yerleşim birimlerini yönetmeye yönlendirmeye ve hepsinden öte hekim ve hekim dışı personel açısından ücret/gelir unsunu olarak kullanmaya odaklanmış bir mevzuat tasarımı gündemdeki yönetmeliğin en çok tartışılması gereken niteliklerini oluşturuyor.

Hekimlerin hastalarını teşhis ve tedavi süreçlerinde nasıl ele alacakları konusunda tıp bilimi ve sağlık hizmeti ile açıklanması imkânsız sınırlamalar, makul bir mevzuat hükmü olarak karşımıza konulmaktadır. Hastanın ihtiyaç duyduğu ilaç yazılırsa doktorun hak ettiği gelir azalmakta, doktorun hak ettiği gelir azalmasın diye hastanın ihtiyaç duyduğu ilacın yazılmaması beklenmekte iradelerini içeren bir yönetmelik söz konusudur.
Gelir arttırıcı hükümler belirsizken gelir azaltıcı uygulama ve maddeler neredeyse emredici bir dille kaleme alınmıştır. Bunun yanında neye tekabül ettiği konusunda küçük bir azınlık hariç kimsenin net cümle kuramadığı ve kuramayacağı madde fıkra ve bentlerin de varlığı unutulmamalıdır.

Götürü ücret ödenmesine esas olan nüfus sayısının 4000 den 3500 e düşürülmesi ile ulaşılmak istenen amacın ne olduğu bizzat hükmü yazanlar tarafından biliniyor mu? sorusu sorulabilecek durumdadır. Örneğin bu düşüşün aile hekimi, aile sağlığı merkezi, toplum sağlığı merkezi noktasında bir kuruluş, istihdam ya da pozisyon artışına neden olup olamayacağı bizzat hüküm okunarak anlaşılabilir değildir.
Reçeteler içerikleri ilaç sayıları nitelikleri ve ilaç yazım ve kullanım ortalamaları ile gebe lohusa kronik hasta vb. özge durumlara sahip olanların takibi konularının gelir arttıran ya da azaltan bir bileşene dönüştürülmesi, sonuç olarak ne üretecektir ya da neyi değiştirecektir hususlarında ikinci bir soruyu gerektirmeyecek cevap kim tarafından verilebilir bilinmemektedir.

Hekim dışı sağlık çalışanı olarak isimlendirilmesi tercih edilse de gerçekte sağlık emekçisi bütünlüğü içinde betimlenmesi gereken görev ve unvanlar üstlenen meslektaşlarımızın istihdamına, statülerine, görevlerine, gelirlerine ve yükümlüklerine dair bugüne kadar ortaya konulan eleştiri ve önerilerin dikkate alındığını gösteren kapsayıcı hükümlerin olmaması yönetmeliğin ve değişikliğin en büyük eksikliğidir.

Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin kapsamında sadece aile hekimlerimiz değil hekimlerimizin sağlık hizmetini bihakkın vermesine zemin oluşturan hemşireden, ebeye, güvenlikten, laboranta, sekreterden, yardımcı personele aile sağlığı noktasındaki kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğine teminat oluşturan diğer sağlık emekçilerinin de bulunduğunu Sağlık Bakanlığı göz ardı etmiş görünmektedir.
Sağlık Bakanlığı’nın bu eksikliğine benzer eksikliği aile hekimi yoğun dernekler ve sendikalar da ne yazık ki tekrar etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Aile Hekimlerimizin yönetmelik kaynaklı sorunlarını kamuoyu farkındalığıyla, taleplerini kamuoyu desteğiyle ilişkilendirme gayretleri noktasında her kuruluş, her yapı ve platform neredeyse ortak bir iradeye sahip konumdadır. Fakat, aile hekimlerimiz, kimi sendikalar, dernekler ve birlikler kabulü imkansız ve gereksiz bir biçimde “aile hekimi dışındaki sağlık emekçilerinin kayıpları, tepkileri, talepleri ve haklı beklentileri” başlıklarında cümle kurmamakta ısrarcı konumdalar.
Sağlık hizmetinin bütünselliği kadar sağlık hizmeti sunumunda sorumluluk alanların da görev, yetki ve unvan farklılıkları korunarak hizmetin sunumu zemininde bir bütünlük içinde olduklarını kabul sadece yerel mevzuatın değil evrensel bakışın ve ilkeleri de gereğidir. Bu kapsamda, aile hekimleri yanında aile hekimliğinde görevli diğer sağlık emekçilerimizin de Yönetmelik kaynaklı, sistem ve uygulama kaynaklı sorunlarını ve tepkilerini ifade etmek durumundayız.

Sayın Sağlık Bakanının kamuoyunu bilgilendirme ve aile hekimlerini sakinleştirme amaçlı görsel yayınlardaki beyanlarını önemli, gerekli ve sürece katkı oluşturacak çabalar olarak görüyoruz. Fakat, Sayın Bakanın hassasiyet, güven ve değer konularındaki cümlelerini “aile hekimi” unvanıyla sınırlı tutmak tutumunu sürdürmeyeceğine ve aile sağlığı hizmetlerindeki bütün sağlık emekçilerini sürece, mesaja ve iletişime dahil ve davet etme iradesi ortaya koyacağını düşünüyoruz.

Bu doğrultuda, aile sağlığı hizmetlerinde sorumluluk alan kamu görevlisi arkadaşlarımızın yok sayıldığı algısı oluşturan bakış açısını kesinlikle ve kesinlikle değiştirmek öncelikli tercih olmalıdır. Yılın ilk günü ile son günü arasında elde edebileceği toplam geliri de her ay kendisine ödenecek aylık ücreti de belirsiz konumda olan aile sağlığı kapsamındaki sağlık emekçisi personeli arkadaşlarımız için öncelikle alabilecekleri ücretin, elde edeceklerin asgari tutarının mutluk ve mutlak surette garanti gelir olarak belirlenmesi ve yıllık ve aylık gelir bağlamındaki bu belirlemenin de üzerinde bir mali paklar eşiğinin ortaya konulması hususunu düzenleyen ilkesel bir hükme kesinlikle ihtiyaç vardır.

Diğer taraftan aile hekimlerinin yüksek nitelikte aile sağlığı hizmeti vermesini mümkün kılan destek hizmet unsurlarını sağlayan personelin mali, sosyal ve özlük hakları konusunda sadece yönetmelikte değil üst hukuk normlarında da münhasıran ele alınması sağlığa ve sağlık hizmeti sunulmasına değer verilmesi iddiasının ispatında ön şart hükmündedir. Aynı aile sağlığı merkezi bünyesinde görev yapan ayrı unvanlara sahip personelin gelir ve ücretleri arasında haksız, yersiz ve adaletsiz nitelemelerinde haklı kılan farklılıkların iş barışını tehdit etmeyecek bakış ve hükümler ile giderilmesi öncelikli hedef olarak ortaya konmalıdır.

Aile hekimlerinin, aile sağlığı hizmetlerinin ve hizmetin yürütülmesinde sorumluluk üstlenen diğer sağlık emekçisi personelin kamu maliyesine Türkiye geneli bağlamında oluşturduğu finansal büyüklüğü, bütçe yükü olarak değil devlet gücü olarak görmek Türkiye Yüzyılı paradigmasıyla daha uyumlu olacaktır. Bu kapsamda, sağlık hizmetlerinin finansmanı için bütçeden ayrılan payın yılı bütçesine yük gibi görünse de sari yıllara yönelik münhasır ve ikamesi olmayan bir yatırım imkanı olduğunu da görmezden gelmemek gerek. Zira, sağlığın korunması, sağlıklı nesiller üzerinden tedavi süreçlerine harcanan mali büyüklüklerin azaltılması, önleyici ve koruyucu sağlık hizmet envanterleri üzerinden “hasta iken iyileşmesi sağlanan değil”, “sağlığını koruması sağlanan” vatandaş kitlesi hedefine ulaşılması son derece gereklidir. Bu bakış açısıyla sağlık emekçilerinin gelirinin bütçe yükü ve emeğini değersiz görme hatasından öncelikle vazgeçilmesi bütün paydaşlara düşen asli sorumluluktur.

Diğer taraftan, eleştiri ve tepkilere hatta eylemlere konu olacağı tartışmasız olan Yönetmelik değişikliğinin ve bu değişikliği ortaya çıkaran sürecin en büyük eksiğinin katılım, katkı ve eleştiriye açık süreçlerin oluşturulmaması olduğu Sağlık Bakanının ve Sağlık Bakanlığının da bilgisi dahilindedir.
Yeni Sendika olarak; geliri hedef alan, ücret ve gelir düşüklüğüne neden olan, hekimleri sağlık hizmeti sunan değil tasarruf tedbiri uygulayan kamu görevlisi konumuna sokan, belirsiz iş yükü oluşturan, ücret ve görev güvencelerinden yoksun bırakan, sağlık emekçilerini bir bölümü angarya niteliğindeki iş ve görevlerle asli sorumluluk alanından uzaklaştıran hükümleri ve dayanaklarını konu alacak şekilde gündemdeki Yönetmeliği dava konusu yapacağımız tartışmasızdır.

Bu kapsamda, aile hekimleri ve aile sağlığı hizmetlerinde görev yapan diğer sağlık emekçilerini bir bütünlük içinde ele alarak Yönetmelik değişikliğinin sahada tepki oluşturan hükümleri yanında, gözden kaçırılmak istenen detaylarına, arka plan uygulamalarına ve nihayet üst hukuk normu kapsamındaki dayanaklarına karşı açacağımız davayı hem içerik hem de süreç olarak üyelerimizle, sağlık emekçileriyle her evresinde mutlaka paylaşacağız.
Sağlık Bakanı ve Sağlık Bakanlığı tarafında konunun demokratik katılım ve paydaşlık etki kulvarı kapsamında ele alınmasını, yanlışların birlikte görülmesini ve doğruların birlikte üretilmesini mümkün kılacak her türlü davete, çabaya ve çalışmaya azami, sürekli ve her zaman olduğu gibi nitelikli katkılar sunacağımızı da Yeni Sendika olarak bir kez daha deklare ediyoruz.

Yönetmeliğe yönelik tepkilerin ortak bir tavır geliştirme alanı oluşturması sonucunda aile hekimleri özelinde alındığı izlenimi uyandıran üç gün süreli iş bırakma ve hizmet sunmama yönündeki eylem kararına Yeni Sendika olarak; üyelerimiz açısından mutlak katılma yükümlülüğü üretmeyecek bir çerçeveyle katılma ve destek vermek kararımızı da bu vesileyle her birini paydaşımız kabul ettiğimiz sendika, dernek ve birliklere deklare ediyoruz.
Sağlığı ve sağlık emekçilerinin hukukunu aynı anda koruyabilen bir sistemin mümkün, sağlığa ve sağlık emekçilerine değer veren bir mevzuatın gerekli ve sağlık alanında hizmet görenler arasındaki iş ve güç birliğinin hak ve imkan eşitliğine evrilmesine imkan sağlayacak anlayışında kaçınılmaz olduğu inancıyla Yeni Sendika olarak; aile sağlığı alından çekilme, aile hekimliği sisteminden vazgeçme, aile hekimlerini ve aile sağlığında görevli sağlık emekçilerini değersizleştirme sonucuna ya da algısına neden olabilecek düzenleme, uygulama ve arayışların karşısında olmaya devam edeceğiz.” olarak ifadeleri kullandı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu